WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başla

LGBT+ Hakları – Geschlecht und Orientierung

 LGBTİ+’nin Gözlerine Bakmak

Günümüzde birçok Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ) birey her gün ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmaktadır. Bizler İELEV Özel Lisesi “Ayrımcılığın Gözlerine Bakmak” kulüp öğrencileri olarak bu önemli konu hakkında destek almak için 5 Aralık 2019’da SPoD’dan gelen Cihan Hüroğlu ve Hatice Demir tarafından eğitim aldık. LGBTİ+ konusunda çalışan STK ve derneklerden biri olan SPoD (Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği), 21 Eylül 2011 tarihinde Beyoğlu’ndaki dernek merkezinin kurulmasıyla birlikte, Türkiye’de toplumun her alanında yaşanan ve özelde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli şiddet, baskı, sosyal dışlanma ve ayrımcılığa karşı mücadelede yer almıştır. Bizler de almış olduğumuz bu eğitimde öğrendiklerimizi başkaları ile paylaşarak, toplumdaki LGBTİ+ bireylere karşı uygulanan şiddet ve önyargı ile mücadeleye destek vermek istiyoruz.

21. İstanbul Onur Yürüyüşü 2013, Taksim ( https://commons.wikimedia.org/wiki/File:21.İstanbul_Onur_Yürüyüşü_Gay_Pride(37).jpg)

Bu amaçtan yola çıkarak kaleme aldığımız LGBTİ+ başlıklı bu yazımızda, ilk önce cinsellik ve cinsel yönelime ait temel kavramları tanıtmaya çalışacağız. Daha sonra  Türkiye’de ”LGBTİ+ ve Tarihsel Arka Planı” başlığı altında Türkiye’deki LGBTİ+ alanında çalışan dernekler ve toplumda LGBTİ+ bireylere karşı sergilenen tutumlardan bahsedeceğiz. Son olarak Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi ekseninde insanın temel hak ve özgürlüklerini kapsayan maddeler ve ihlal örneklerini, “LGBTİ+ Hakları İnsan Haklarıdır” alt başlığında irdeleyeceğiz. 

Cinsellik ve cinsel yönelime dair temel kavramlar

Türkiye’de LGBTİ+ ve Tarihsel Arka Planı

Türkiye’deki LGBTİ+ hareketinin ilk tohumları yaklaşık 25 sene önce atıldı. Türkiye’deki ilk LGBTİ+ örgütü olan Lambdaistanbul, 1993’te, İstanbul’da kuruldu. Türkiye’de gerçekleştirilen ilk onur yürüyüşü ise Haziran 2003’te Lambdaistanbul tarafından İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde gerçekleştirilmiştir. 

LGBTİ+’nın Türkiye’deki tarihi açısından Kaos GL önemli rol oynar. Kaos GL, 1994’ün temmuz ayında Türkiyeli eşcinsellerin bir araya gelerek, maruz bırakıldıkları ayrımcılığa karşı mücadele ederek özgürleşmesi amacıyla Ankara’da kurulmuş, eşcinsellerin kurtuluşunun heteroseksüelleri de özgürleştireceği fikrini şiar edinmiş bir örgüttür (KaosGL, http://www.kaosgldernegi.org/anasayfa.php, 06.04.2020).

Pembe Hayat ise Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olarak 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kuruldu. Translara yönelik ayrımcılık, nefret suçları, şiddet ve toplumsal dışlanma gibi konularda projeler üreten ve doğrudan destek hizmeti sunan Pembe Hayat LGBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel, Travesti) Dayanışma Derneği, ulusal ve uluslararası alanda savunuculuk faaliyetlerine devam ediyor (http://www.pembehayat.org/hakkimizda/detay/3/biz-kimiz, 14.06.2020).

Dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de homofobik davranışlar yaygın olarak görülüyor. Son yıllardaki modernleşme süreci, kültürel yapıda değişimlere sebep olsa da toplumsal cinsiyet rolleri ve cinsellik ile ilişkili geleneksel değerler ve normlar, Türk toplumunun ataerkil ve otoriter aile yapısı homofobiyi beslemeye devam ediyor.

2007 yılında Türkiye’de eşcinselliğe olan bakışı anlamak amacıyla Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan araştırmada, Türkiye’de yaşayan insanlara eşcinsellik hakkında sorular yöneltildi ve fikirleri alındı.  “Bunların hangisi görüşlerine daha yakın? 1: Eşcinsellik toplum tarafından kabul edilmesi gereken bir hayat biçimidir ve 2: Eşcinsellik toplum tarafından kabul edilmemesi gereken bir hayat biçimidir” şeklinde sorulan soruyu, Türkiye’den cevaplayanların % 14’ü 1 numarayı, % 57’si ise 2 numarayı seçmiştir (% 29’u soruyu cevaplamamıştır).” Bu sonuçlarda görüldüğü gibi, çoğu insan LGBTİ+ bireyleri ikinci sınıf olarak görüyor ve yazının devamında da anlatılacağı üzere, LGBTİ+ bireylerin hakları ihlal ediliyor (Türkiye’de LGBTİ+ Hakları, https://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye%27de_LGBT_hakları#Tarih , 06.04.2020).

2019 tarihli Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması sonuçlarına göre, ankete katılanların %46,5’i eşcinseller ile komşu olmak istemediğini belirtmiş ve bu oranla listede en çok komşu olarak istenmeyen kesim olmuştur. (https://www.khas.edu.tr/sites/khas.edu.tr/files/inline-files/TE2019_TUR_BASIN_15.01.20%20WEB%20versiyon%20powerpoint_0.pdf, 15.06.2020) 

Sürekli maruz kalınan homofobik davranışlar, LGBTİ+ bireylerde psikolojik travmalara ve bireyin bir aşamadan sonra utanca, kendisi ile barışık olmama gibi duygulara sahip olmasına ve kendi benliğinden uzaklaşmasına sebep olur. İnsanların cinsel yönelimi, haklarına el konulmasına veya insan olarak görülmeme gibi muamelelere gerekçe oluşturamaz, çünkü yasalar tarafından da belirtildiği üzere bütün insanlar eşit haklara sahiptir. Böyle bir durumla karşılaşmamak amacıyla LGBTİ+ bireyler için güvenli ve destekleyici bir çevre oluşturulması gerekir. Bu ortamda, saygı temelli bir iletişime  sağlanırsa, toplumsal barış ve huzur için  birçok önyargı kolayca yıkılabilir.

The Gender Bread Person

“The Gender Bread Person” adlı oyun ile dış görünüşün insanlarda nasıl bir izlenim bıraktığı ve bunun nedenleri hakkında yeni perspektifler edindik. Bu oyunu daha detaylı bir şekilde anlatmak gerekirse, Cihan Hüroğlu bazı ünlülerin fotoğraflarını bizler ile paylaştı. Sadece fotoğraflara bakarak, yani sadece dış görünüşlerine odaklanarak, bu insanların 1 ile 10 arasında ne kadar feminen ya da ne kadar maskülen oldukları hakkında hazırlanmış sorulara cevap vermemiz istendi. Oyun için yaklaşık on beş dakika boyunca, gruplar halinde tartıştık ve ardından cevaplarımızı paylaştık. Sınıfta bulunan herkes aynı düşünceye sahipti: İnsanlar sadece cinsel yönelimleri veya dış görünüşleri nedeniyle homofobi ve zorbalık ile karşı karşıya kalıyor. Bunu kendi vermiş olduğumuz cevaplarda da gördük. Bunun sebebi, bize verilen fotoğraflara göre soruları cevaplamaya çalışırken fotoğraflardaki insanlara önyargılı bir şekilde yaklaşmış olmamızdı. Oyununun sonunda fikir birliği içinde olduğumuz şey şuydu: Homofobinin ve zorbalığın olağanlaştırıldığı bir dünya düzeninde olmak istemiyoruz. 

https://feministmutfak.tumblr.com/image/96475273109

LGBTİ+ Hakları İnsan Haklarıdır 

LGBTİ+ hakları insan haklarıdır. “İnsan hakları, tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. İnsan hakları, ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir.” (Kaçed Derneği , http://www.kaced.org/tr/insan-haklari.html?sayfa=363 , 26.04.2020). Özgür bir şekilde düşüncelerini açıklamak, istediği yere gitmek, yerleşmek, diğer insanlarla ve makamlarıyla olan ilişkilerinde insanca ve hakça eşit muamele görmek de insan haklarıdır. Bu haklara insan olmak bakımından sahip olmamıza rağmen, tarih boyunca ve günümüzde de LGBTİ+’ların bu haklarından alıkonulduğu görülmektedir. Örneğin Türkiye’ye baktığımızda, LGBTİ+’ların evlenme haklarının henüz onlara “verilmediği” görülür. Halbuki bir “insan hakkı”nın verilmesi söz konusu olamaz, çünkü insan hakları, herkesin doğumdan itibaren sahip olduğu hak anlamına gelmektedir. (Bazı haklar 18 yaşından sonra kullanılabilir)

LGBTİ+’ların eşitlik taleplerinin görmezden gelindiği ve bu taleplerin yasal bir temele oturtulmadığı görülür. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kaynak alındığında, LGBTİ+ların hangi alanlarda eşitsizliğe uğradığı daha iyi anlaşılabilir. 

“Madde 10 İfade Özgürlüğü: Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir.” LGBTİ+’ların eşitlik taleplerinin dile getirildiği eylemlerin devlet tarafından engellenmesi, bu hakkın ihlalidir. Benzer şekilde, “Madde 11 Toplantı ve Dernek Kurma Özgürlüğü: Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir.” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtildiği üzere, LGBTİ+’lar barışçıl olduğu sürece, istedikleri şekilde protesto yapma ve dernek kurma özgürlüğüne sahiptir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, https://www.echr.coe.int/Documents/Convention_TUR.pdf, 06.04.2020). Fakat Türkiye’de, 10 yıl önce, LGBTİ+’ların kurduğu derneklere kapatma davası açılması, hatta Lambdaistanbul’a yıllar önce açılan davanın hala devam ediyor olması, bu hakkın ihlaline örnek olarak verilebilir. 2017’den beri Ankara Yasakları ve 2014’ten beri Türkiye’de Onur Yürüyüşlerinin yasak olması da, bu hakkın ihlaline verilebilecek başka örneklerdir.

“Madde 8 Özel ve Aile Hayatına Saygı: Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, https://www.echr.coe.int/Documents/Convention_TUR.pdf, 06.04.2020) LGBTİ+’ların talep etmek zorunda bırakıldığı evlilik eşitliğinin/hakkının (miras meseleleri ve medeni birliktelik gibi konuları da kapsayan bir hak) hala Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde tanınmadığı görülür. (Madde 12 Evlenme hakkı da bu duruma dahildir). Madde 8 ile belirtilen insanların özel hayatının korunma hakkına rağmen LGBTİ+’ların (özellikle gençlerin) onarım terapisine* gönderilmesi özel hayatın ihlalidir. Her insanın doğal hakkı olan, yaşama hakkının, LGBTİ+’lara tanınmadığı durumlar ne yazık ki oldukça sık karşımıza çıkar. LGBTİ+’lara yönelik işlenen nefret cinayetlerinin soruşturulmaması, yaşam hakkının korunmasının önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.

“Madde 14 Ayrımcılık yasağı: Bu sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, https://www.echr.coe.int/Documents/Convention_TUR.pdf, 06.04.2020)  

Sonuç olarak LGBTİ+’lar, hayatları boyunca cinsel yönelimleri ve toplumsal cinsiyet kimlikleri tarih boyunca “normal” sayılmış heteroseksüellik ve “cis” likten farklı olması sebep gösterilerek, hem yasal bağlamda hem toplumsal bağlamda ayrımcılığa maruz kalıyor. LGBTİ+ hareketi, LGBTİ+ bireylerin karşı karşıya kaldıkları bu eşit olmayan tutuma karşı, eşitsizliğe ve ayrımcılığa karşı gelmek, hak eşitliğini sağlamak ve ayrımcılık ile mücadeleye devam etmektedir. 

Bizler “Ayrımcılığın Gözlerine Bakmak” projesinin bileşenleri olarak bu eğitimde insanların cinsel yönelimlerinin onların doğal bir parçası olduğunu ve bu nedenle ayrımcılığa maruz kalmanın neden insan haklarına aykırı olduğunu öğrendik. Bir kişi kendini keşfeder, bulur ve kalbinin istediği gibi hayatını yaşar, istediği gibi giyinir, istediği kişiyle romantik ilişkiye girer, atanmış cinsiyetinin olduğu cinsiyete uyması için ameliyat olabilir veya olmayabilir, hormon takviyesi alabilir veya almayabilir; bütün bunlar ve belki fazlası o kişinin hayatının bir parçasıdır. Bunların hiçbiri, bireyi heteroseksüel ve cis insanlardan daha az insan yapmaz, haklarının elinden alınması için ise asla sebep teşkil edemez. 

Bizler de bu atölye sayesinde, LGBTİ+’ların nasıl bir ayrımcılığa tabi tutulduğunu ve bunun neden insan hakkı ihlali anlamına geldiğini öğrenmiş olduk.


*Onarım Terapisi: “İyileştirici terapi, dönüştürme terapisi” olarak da anılan bu uygulama, ex-gey hareketlerinin tedavi edilmesine yönelik psikoterapik temeller ve faaliyetler dikkate alınarak uygulanan tedavi işlemidir. Amaç: Eşcinselliğe yönelik cinsel yönelimlerin, heteroseksüellik yönünde değiştirilmesidir. (https://www.psikosentez.com/onarim-terapisi, 06.04.2020)

Çisem & İdil & Eda

Alanda çalışan STK’lar / NGO’s, die zum Thema arbeiten

SPoD – Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği

http://www.spod.org.tr/

KAOS GL

https://www.kaosgl.org/

Pembe Hayat

http://www.pembehayat.org/

LiSTAG – Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks + Aileleri ve Yakınları Derneği

anasayfa

Benim Çocuğum Belgeseli:

Kaynakça:

  1. Uluyol, F., Cinsiyet Kimliği ve Cinsiyet Yönelimi Bağlı Zorbalığa Maruz Kalma, Sosyal Destek  ve Psikolojik İyilik Hali Arasındaki İlişki, Klinik Psikiyatri 2016, <http://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_19_2_87_96.pdf> (Erişim Tarihi: 06.04.2020)
  2. Türkiye’de LGBTİ+ Hakları <https://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye%27de_LGBT_hakları> (Erişim Tarihi: 06.04.2020)
  3. Gümüş, C., “Akran Zorbalığı Nedir?”, Psikolojik Eğitim & Danışmanlık Merkezi 2016, < http://www.pisikonet.com/Yazilarimiz-akran-zorbaligi-nedir?-244.html> (Erişim Tarihi: 06.04.2020)
  4. Anayasanın 34. Maddesi (Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı),2001,< https://www.yasalar.org/anayasa/madde-34/> (Erişim Tarihi: 06.04.2020)
  5. İnsan Hakları Nedir?, <http://www.kaced.org/tr/insan-haklari.html?sayfa=363  > (Erişim Tarihi: 26.04.2020)
  6. Spod, <http://www.spod.org.tr/TR/2/Iletisim> (Erişim Tarihi: 06.04.2020)
  7. Kaos GL Derneği <http://www.kaosgldernegi.org/anasayfa.php> (Erişim Tarihi: 06.04.2020) 
  8. Kaos GL Derneği Sözlük, <http://www.kaosgldernegi.org/belge.php?id=sozluk > (Erişim Tarihi: 10.05.2020)
  9. Agos, <http://www.agos.com.tr/tr/yazi/6524/liseli-lgbtiler-egitim-hayatinda-siddeti-sorguluyor> (Erişim Tarihi: 06.04.2020)
  10. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi <https://www.echr.coe.int/Documents/Convention_TUR.pdf> (Erişim Tarihi: 25.04.2020)
  11.  Cinsel Kimlik <https://tr.wikipedia.org/wiki/Cinsel_kimlik> (Erişim tarihi: 10.05.2020) 

Ek Kaynaklar: https://amnesty.org.tr/public/uploads/files/Rapor/TURKEY%20’NOT%20AN%20ILLNESS%20NOR%20A%20CRIME’%20LESBIAN%2C%20GAY%2C%20BISEXUAL%20AND%20TRANSGENDER%20PEOPLE%20IN%20TURKEY%20DEMAND%20EQUALITY.pdf?fbclid=IwAR0PjmZ8RC9HDUT1mLOP9M0AdV2cObaobwf90wP6sooUVmotD40k4prlWyg

Toplumsal Cinsiyet Kavramları

 LGBTİ+ in die Augen schauen

Heutzutage sind viele LGBTIQ+ – Personen aufgrund ihrer sexuellen Orientierung sozialer Ausgrenzung ausgesetzt. Wir als Schüler_innen der IELEV Schule von der AG „Diskriminierung in die Augen schauen“ bekamen am 5. Dezember 2019 von Cihan Hüroğlu und Hatice Demir von SPoD eine Fortbildung. SPoD ist einer von mehreren NGOs und Verbänden, die sich in der Türkei für die Rechte von LGBTIQ + einsetzen. Menschen aus dem LGBTIQ+ Spektrum erfahren in allen Bereichen der Gesellschaft in der Türkei und insbesondere in Bezug auf sexuelle Orientierung und Geschlechtsidentität sozialen Druck, Gewalt und Ausgrenzung. Die NGOS, Vereine und Aktivist_innen kämpfen gegen diese soziale Ausgrenzung und Diskriminierung.

Der erste Teil bestand aus einer Übung und Diskussion, die “The Gender Bread Person” hieß und von Cihan Hüroğlu moderiert wurde. Der zweite Teil bestand aus der Rede von Hatice Demir über die Europäische Menschenrechtskonvention und ihren Erfahrungen als Anwältin für Rechte von LGBTIQ+ in der Türkei.  

Grundlegende Konzepte zu Geschlecht und sexueller Orientierung sind für dieses Thema wichtig und dennoch gesellschaftlich tabuisiert. Zum Beispiel löst der Begriff “assigned gender at birth” den des biologischen Geschlechtes (sex, ing.) ab.  Phänomene wie Genitalien und genetische Merkmale, die ein Individuum anatomisch als Frau oder Mann als biologisches Geschlecht zu definieren schließt viele Menschen und ihre Geschlechteridentitäten aus, so zum Beispiel intergeschlechtliche Menschen oder Trans*. Der Begriff Geschlecht wird für alle Verhaltensweisen verwendet, die eine Gemeinschaft, in der die Menschen anhand dieser Kategorie in zwei Gruppen aufgeteilt werden von den sogenannten Männern und Frauen erwartet. Die Geschlechterrolle ist Teil des Geschlechts und wird definiert als alles, was eine Person tut und sagt, um sich in einer Jungen- / Männer- oder Mädchen- / Frauenposition zu zeigen. Geschlechtsidentität ist die Art und Weise, wie man sich selbst sieht und identifiziert. Sexuelle Orientierung bezieht sich auf die körperliche und sexuelle Anziehung zu einer Person eines bestimmten oder unterschiedlicher Geschlechter. Die Abkürzung LGBTIQ+ wird seit vielen Jahren sowohl in unserem Land als auch in der Welt verwendet und besteht aus der Kombination der Initialen der Wörter Lesben, Schwule, Bisexuelle, Trans*, Inter*, Queer und dem Pluszeichen, das anderer sexuelle Orientierungen und Identitäten miteinschließen soll. Trotz aller Entwicklungen in LGBTIQ+ – Studien wird unter Berücksichtigung der Medienrepräsentationen und wissenschaftlichen Ergebnisse festgestellt, dass sich verbale oder körperliche Gewalt und andere Einstellungen gegenüber Personen, die von ihren Familien und Gleichaltrigen aufgrund ihrer sexuellen Orientierung bereits in jungen Jahren ausgeschlossen wurden, nicht ändern. Hier kommen Mobbing im Allgemeinen und Mobbing unter Gleichaltrigen im Besonderen ins Spiel. Lesben, Schwule, Bisexuelle und Transsexuelle sind an vielen Orten in ihrem täglichen Leben Mobbing und diskriminierenden Einstellungen ausgesetzt.

Çisem & İdil & Eda

Textquellen und Adressen von NGO’s, die zum Thema arbeiten findet ihr vor dem deutschen Text, also am Ende des türkischen Textes.

%d blogcu bunu beğendi: