WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başla

Beyazlığın Kuruluşu – Konstruktion von Weißsein

Beyazlığın Kuruluşu

Dr. Onur Suzan Nobrega 28 Kasım 2019 tarihli, ‘’White Turks – Black Turks: Critical Reflections on Class and Race in Turkey’’ isimli sunumunda beyazlık kavramını, beyazlığın Osmanlı’da veTürkiye’deki, yansımalarını aktardı. Sunumdan önce, bir tartışma yaratmak için Esmeray’ın ‘’13.5’’ isimli şarkısını dinledik. Çoğumuzun ‘’Yağmur yağıyor, seller akıyor, Arap kızı camdan bakıyor.’’ bölümü ile tekerleme olarak bildiğimiz bu şarkının 1975 yılında Afro-Türk sanatçı Esmeray tarafından kaydedildiğini öğrendik. Daha önce arkadaşlarımız, bu şarkının yağmur yağdığında, Arap çocuklara ve Afro-Türk çocuklara söylendiğini aktarmış hatta sınıf arkadaşları tarafından hep bir ağızdan söylediğinde kendilerini ne kadar dışlanmış hissettiklerini paylaşmıştı. Şarkının sözleri Türkiye’de siyahi insanların toplumda nasıl ötekileştirdiğini gösteriyor. O dönemde bile bu algıyı eleştiren bir pop-şarkısı olması bizi şaşırttı. Durumları anlamanın her zaman çok kolay olmadığını gördük. Afrika kökenli Türkler’e ten renkleri bahane edilerek gündelik hayatlarında, çalışma hayatlarında ve eğitim haklarını kullanırken yaşatılan zorluklar üzerine hiç düşünmediğimizi farkettik.

İzmir’de faaliyet gösteren Afrikalılar Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği üyesi, maliye bölümünde yüksek lisans yapan ve şu an çiftçilikle uğraşan Ahmet Salih Aydınoğlu deneyimlerini aktarmak için sunuma katıldı. Sunum boyunca bize maruz kaldığı ırkçı tutumları anlattı. Ahmet’in anlattığı anekdotlar ile Afro-Türkler’in açık veya örtük biçimlerde alçaltıcı yaftalanmalarla karşılaştıklarını öğrendik. Ahmet bu yapılanların ırkçılık olduğunu örneklerle ortaya koydu. Açıkçası, bir insanın gündelik hayatından örnekler vermesi, teorik çerçeveyi bizim için daha somut hale getirdi. Bize deneyim aktarımında bulunduğu için Ahmet’e çok teşekkür ederiz.

Irkçılık üzerine sohbet

Sunumun başlığında ‘’White Turks – Black Turks’’, Beyaz Türk- Siyah Türk olarak çevrildi. Türkiye’de zenci veya Arap kelimeleri kullanılıyor. Ten rengi önemsizken onu ima eden kelimeler kullanmayalım. Ahmet’in de vurguladığı gibi gerektiğinde insanların sahip çıktığı kimliklere atıfta bulunalım. Ahmet ve bir çok aktivist kendini Afro-Türk olarak tanımlıyor.

Beyaz ve siyah kavramları Avrupa’da, Osmanlı’da ve sonrasında Türkiye’de, toplumun dinamiğine ve gücü elinde bulunduran kesimin niteliğine göre farklı anlamlar kazanmıştır. Türkiye’de bu kavramların bazı kullanımları, sosyoekonomik ve ırkçı boyutlarının ötesinde sadece sınıfsal boyuta indirgenmiştir. Benzer sosyoekonomik statüye sahip olan insanlar birlikte sosyal sınıfları oluştururlar. Bu da toplum içerisinde hiyerarşik bir düzen oluşmasına sebep olur. (https://www.britannica.com/) Bu hiyerarşik düzenin özellikleri toplumdan topluma değişir. Osmanlı toplumunda daha çok dinsel ve sınıfsal farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. (Ergil, Rhodes, 1975: 49) Gerçi Osmanlı’nın modernleşme sürecinde sırasında ekonomik ve sosyal alanda da liberal politikalar yürütülmeye başlanmıştır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla ulus-devletin oluşmasında batılılaşmayı tümüyle merkeze alan tutum, tarihsel olarak derin bir kültürel kesinti yaratmıştır. Üst akıl olarak din değil, aydınlanma gibi eleştirel düşünce ön plana çıkmıştır. Bu değişim toplumda yeni bir ayrımın sebebi olmuştur: Bir tarafta batı odaklı, laik, sözde “aydın sınıf”ı, diğer tarafta dini, sözde aydın olmayan “gericiler”i yaratmıştır.

Yeni kurulan devlet, din, cinsiyet, etnik kimlik ve bu kimliklere sahip bedenleri, modernist projenin evrensel iddialarına göre medenileştirmek ister. Kamusal alanda kabul edilen medeni ve çağdaş insanlardır ve onların hakları korunur. Modernist proje, bu tanımların dışında kalan insanları görünmez kılar. İç göç yoluyla şehirlerde kamusal hayata katılma çabaları, siyasi ve ekonomik değişimlerle beraber ideal homojen toplum kurgusunu sarsıntıya uğratmıştır. Afro-Osmanlılar’ın Osmanlı İmparatorluğu’na mensup olduklarını ve imparatorluk boyunca üst düzey birçok pozisyonda çalıştıklarını öğrendik. Modern Türkiye’nin ilk yıllarında ise bu durumun aksine “siyah” kavramı, öncelikle 19. yüzyılın “bilimsel ırkçılığı” ile ilişkili ırkçı bir ideolojiden kaynaklanıyor.

Bahsettiğimiz çağdaşlaşma ile gelen yeni ayrımlar “siyah” ve “beyaz” kelimelerinin farklı bir kullanımına yol açmıştır. Yeni bir kullanım ise 1990’lardan bu yana iç göç ve iktidar değişimleri ile siyasette ortaya çıkmıştır. Siyah ve Beyaz Türk kavramları sözde aydın sınıfı ve sözde aydın olmayan sınıfı temsil etmektedir.

Homojen bir “modernlik” fikri üzerine kurgulanan kamusal alan sarsıntıya uğrarken beyazlık, “muhafazakarlıkla, demokratik açılımların” çatışması kavşağında yeniden ve sürekli tanımlanmıştır (Yumul, 2012: 93). Beyaz Türkler her zaman kendilerince iyi sıfatlara sahipken, Siyah Türkler onların kültürel olarak aşağıda gördükleri sıfatlara layık görülür. Politikacılar ve toplumda tanınmış bazı insanlar bazen bu terimleri kullanır. Bu şekilde modernleşme ile gelen ayrımının ideolojik kökenlerini eleştirebilirler.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Taksim_Gezi_Park%C4%B1#/media/Dosya:Sky_view_from_Taksim_Gezi_Park,_Istambul,_Turkey..jpg

Bu kavram ikilisi, karşıtlığı kışkırtan biçimde siyasi söylemde de yer alıyor. Gezi olayları sırasında Başbakan’ın yaptığı konuşma bu durumun örneklerinden biridir. Konuşmada şöyle bir açıklama vardı: “Onlara göre biz siyasetten anlamayız. Onlara göre biz sanattan, tiyatrodan, sinemadan, resimden, şiirden anlamayız. Onlara göre biz estetikten, mimariden anlamayız. Onlara göre biz okumamış, cahil, alt tabaka, verilenle yetinmek gereken… Yani zenci bir grubuz.” Bu açıklamada Beyaz Türkler’e karşı kendisinin zenci bir Türk olduğunu savunuyor ve bu konuşmanın devamında bundan gurur duyduğunu belirtiyor. Türkiye’deki laik elitlerin onların gözünde “aydın olmayan” nüfusa gösterdiği kibiri eleştirmek için önemli bir söylem.

Bu konuşmaya cevap olarak ise Muharrem İnce “[O] Beyaz Türk, ben Türkiye’nin zencisiyim.” diyerek bu ikiliğe referansta bulunuyor. (https://www.hurriyet.com.tr/). Bu tip söylemler sonucu insanlar beyaz kavramı ile elit oluşu, siyah kavramı ile ezilmişliği ve aşağıda oluşu bağdaştırıyor. Bu durum farklı sorular ortaya çıkarıyor: hangi kimlik kime ait? Zengin veya fakir olmak kimlik midir? Ayrımcılık ve ekonomik sömürü olan bir dünyada ayrıcalık içinde yaşayanların ezilen kimliklerine sahip çıkması iktidar mekanizmalarını görünmez kılıyor. Bu şekilde ayrımcılığın güç kazanmasına neden oluyor. Bu ayrım halihazırda kullanılan mazlum söylemini meşrulaştırırken siyahları değersizleştiren ideolojiye destek olur. Sömürgeciliği sürdürmek için siyah ırk kavramı bir ihtiyaçtır. İktidar yaklaşımında Siyah olarak tanımlanan insanlar alttadır ve beyazlık bir özellik değil, bir normalliktir (Dyer, 2004:10). Bu nedenle renkleri görmezden gelmek de bir çözüm değildir. Ayrımcılık ve emek sömürüsü varken değişim için önce onları görmek gerekir. Toplumun bir kısmını ‘normal’ diğerini ‘öteki’ olarak görmek değil, ayrıcalıkları ve ayrımcılıkları görmek ve insanların farklarının farkında olarak yine de insan olarak görmek iyi bir adım olabilir.

1883 Ahmet Ali Çelikten ve İzmirli Ahmet Ali adlarıyla da bilinen (1883-1969), Türk pilot. 

Beyaz Türk, Siyah Türk söylemi her ne kadar sınıfsal farklılıklara farkındalık yaratsa da, daha çok ırksal bir ayrıştırma aracıdır. Beyaz ve siyah Türk kavramlarının siyasette kullanımı kafa karıştırıcı olabilir çünkü Afro-Türklerin varlığını ve ırkçılık deneyimlerini görünmez kılar.  

Bu sunumda siyasi ve sınıfsal olarak tanımlanan Beyaz ve Siyah Türk ayrımının sadece sosyoekonomik nedenler ile oluşmadığını gördük. Ten rengine bağlı ayrımcılık, yani ırkçılık bugün Türkiye’de hala bulunmaktadır. Bu kavramların siyasette ve tarihsel kullanımları, aynı zamanda Afro-Türklerin gerçeği ve tarihi üzerine çok düşünmediğimiz anladık. Kavramların toplumdan topluma değişen anlamları ve değişimlerinin sebeplerini görme fırsatı yakaladık. Genel olarak topluma bakış açımızı genişleten bir sunum olduğunu düşünüyoruz ve bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek için can atıyoruz.

Arda & Mehmet

KAYNAKÇA

https://yordama.com/afro-turkler-kimlerdir-afrika-kokenli-turklerin-yasami/ , 2020 
https://www.youtube.com/watch?v=cbeC8YAt1JE , 2020
https://www.britannica.com/topic/social-class , 2020
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ben-zenci-turkum-22669792 , 2020
https://www.youtube.com/watch?v=WqlDwM47Mj8 , 2020
https://bianet.org/bianet/insan-haklari/184635-arap-kizi-camdan-bakiyor-la-gelen-orgut-ve-araplik-tan-kurtulus, 2020

DYER, Richard, Whiteness: The Power of Invisibility, The Matter of Whiteness, 2004
ERGİL, Doğu, RHODES, Robert I, Western capitalism and the disintegration of the Ottoman empire, Economy and History, 1975
BORA, Tanıl, Cereyanlar: Türkiye’de Siyasî İdeolojiler, 2010
YORUKOGLU Ilgın, Whiteness As An Act of Belonging: White Turks Phenomenon İn The Post 9/11 World, Glocalism: Journal of Culture, Polıtics and Innovation, 2017
YUMUL, Arus, ‘’Ötekiliği Bedenlere Kaydetmek’’, Ayrımcılık Çok Boyutlu Yaklaşımlar, Kenan Çayır ve Müge Ayan Ceyhan (der.), Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2012

Alanda çalışan STK’lar / NGO’s, die zum Thema arbeiten:

http://www.afroturc.org/
http://www.afroturc.org/author/mgunez

Die Konstruktion von Weißsein

Durch Präsentation von Dr. Onur Suzan Nobrega und Ahmet Salih Aydınoğlu lernten wir viel über die Rolle der Eliten im Osmanischen Reich bei der Geburt des türkischen Staates. Dies war wichtig, um die nachfolgenden Auswirkungen auf die Gesellschaft zu verstehen. Oben könnt ihr euch unser Gespräch im Anschluss an den Vortrag anschauen.

Spannend war für uns zu erfahren dass Schwarze Menschen zur Gesellschaft des Osmanischen Reiches gehörten und in allen Positionen, beispielsweise als höhere Beamte im gesamten Reich eingesetzt wurden. In den Anfangsjahren der modernen Türkei bezog sich “weiß” vor allem auf eine mit dem “wissenschaftlichem Rassismus” des 19. Jahrhunderts verbunde Rassenideologie. Diese Ideologie entwertete Schwarze Menschen und stellte alle anderen in einer Hierarchie darüber. 

Seit den 90er Jahren taucht in der Politik eine neue Verwendung der Begriffe “Schwarz” und “weiß” auf, die sich überwiegend auf Klasse und Orientierung am Westen bezieht. Diese unterschiedlichen Begriffe können zu Missverständnissen führen. Politiker und einige der bekannte Personen aus der Gesellschaft verwenden manchmal solche Begriffe und verursachen eine sehr diskriminierende Situation. Die Idee von “Schwarztürken” wird dabei verwendet, um zu polarisieren und einer gesellschaftlichen Gruppe: der sunnitischen Landbevölkerung einen Opferstatus zuzuschreiben. Bei allen Schwierigkeiten und erlebter tatsächlicher Ausgrenzungserfahrungen durch Mitglieder der formal gebildeten, laizistischen Mittelschicht ist der Begriff verwirrend und macht zudem die Existenz von Afro-Türken und ihre spezifischen Rassismuserfahrungen unsichtbar. Je genauer wir hinschauen und je besser wir über unsere Geschichte bescheid wissen, desto genauer können wir uns ausdrücken. Diskriminierung hängt mit Macht zusammen, um das nicht zu verstärken lasst uns auf unsere Sprache achten.

Arda & Mehmet

Enzo İkah – Istanbul based musician and activist

Textquellen und Adressen von NGO’s, die zum Thema arbeiten findet ihr vor dem deutschen Text, also am Ende des türkischen Textes.

%d blogcu bunu beğendi: